Gelişmelerden Haberdar Ol...

“Spa Alanları, Otel ve Lüks Konut Projelerinin Karakterini Belirliyor”

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

30.03.2026

Promet, mühendislik, tasarım ve uygulama süreçlerini entegre bir yapı altında birleştirerek SPA, havuz ve wellness projelerinde anahtar teslim çözümler sunuyor. 32 yılı aşkın deneyimiyle farklı ölçek ve fonksiyondaki yapılara yüksek standartlı uygulamalar geliştiren Promet, yapı sektöründe güçlü bir çözüm ortağı olarak öne çıkıyor. Promet Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kabaş ve Promet Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ayşegül Sungur ile Promet’in kalite anlayışını, sürdürülebilirlik yaklaşımını ve uluslararası büyüme stratejisini konuştuk.

Promet, mühendislik, tasarım ve uygulama süreçlerini entegre bir yapı altında birleştirerek SPA, havuz ve wellness projelerinde anahtar teslim çözümler sunuyor. 32 yılı aşkın deneyimiyle farklı ölçek ve fonksiyondaki yapılara yüksek standartlı uygulamalar geliştiren Promet, yapı sektöründe güçlü bir çözüm ortağı olarak öne çıkıyor. Promet Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kabaş ve Promet Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ayşegül Sungur ile Promet’in kalite anlayışını, sürdürülebilirlik yaklaşımını ve uluslararası büyüme stratejisini konuştuk.

SPA, Wellness, havuz ve hamam projelerinde anahtar teslim çözümler sunan çok disiplinli bir mühendislik yapısına sahipsiniz.  Bu yapıyı kendi vizyon ve misyonunuz açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Ayrıca, anahtar teslim iş modeli yatırımcılara yüksek standartlı SPA & Wellness projelerinde hangi stratejik ve operasyonel avantajları sunuyor?

Mehmet Kabaş: Promet’in Finlandiya’da sauna kültürüyle başlayan yolculuğu, SPA & Wellness alanında çok disiplinli bir tasarım ve mühendislik yapısına evrildi. Bu dönüşüm, vizyonumuzun doğal bir sonucudur. Biz yalnızca alanlar inşa etmeyi değil, insanın fiziksel ve zihinsel iyilik hâlini merkeze alan, uzun ömürlü ve işletilebilir çözümler üretmeyi hedefliyoruz. Anahtar teslim iş modeli ise yatırımcılar açısından ciddi bir stratejik avantaj, “tek elden kusursuzluk” sunuyor. SPA ve Wellness gibi teknik ve estetiğin iç içe geçtiği projelerde; mekanik, elektrik ve ince yapı kalemlerinin farklı ellerden çıkması operasyonel bir risktir. Biz bu karmaşayı tek bir mühendislik çatısı altında toplayarak yatırımcıya bütçe disiplini, uygulama hızı ve yüksek kalite standartları noktasında ciddi bir stratejik avantaj sağlıyoruz. Özellikle yüksek standartlı SPA & Wellness projelerinde bu bütünlük, kalite sürekliliği ve risk yönetimi açısından belirleyici oluyor.

“Mimar, Mühendis ve İşletme Arasında Köprü Görevi Üstleniyoruz”

PROMET için kaliteyi “beklentinin üzerine çıkmak” olarak tanımlıyorsunuz. Bu yaklaşım, projelerin tasarımından uygulamasına kadar günlük çalışma pratiğinizde nasıl karşılık buluyor? AR-GE çalışmaları, yeni teknolojiler ve sektördeki güncel trendler bu sürecin neresinde duruyor? Promet olarak yatırımcı, mimar, mühendis ve işletme arasında nasıl bir rol üstleniyorsunuz?

Mehmet Kabaş: Promet olarak kaliteyi yalnızca teknik yeterlilikle sınırlamıyor, beklentinin ötesine geçen bir değer üretme süreci olarak görüyoruz. Bu anlayış, konsept aşamasından uygulama detaylarına kadar her karara yansıyor. Detay çözümlemeleri, malzeme seçimleri ve uygulama disiplinleri bu bakış açısıyla şekilleniyor.

Ayşegül Sungur: AR-GE departmanımız, dünyadaki en yeni otomasyon ve sürdürülebilir sistemleri, sektörel trendleri ve malzeme teknolojilerini yakından takip ederek projelerimize entegre ediyor. Promet olarak biz, mimar, mühendis ve işletme arasında köprü görevi üstleniyoruz ve “çözüm ortağı” rolündeyiz. Mimari estetiği, mühendislik gerçekleriyle (nem dengesi, havalandırma, izolasyon) hayata geçirilebilir kılıyoruz. İşletme aşamasını da tasarım sürecinde hesaba katarak, yatırımın sürdürülebilir bir karlılık sunmasını sağlıyoruz. Tüm paydaşların ihtiyaçlarını doğru okuyarak, estetik, teknik ve operasyonel dengesi güçlü çözümler geliştiriyoruz.



















“Sürdürülebilirlik, Promet Projelerinde Tasarımın Başlangıç Noktalarından Biridir”

Sürdürülebilirlik, yapı sektöründe artık bir tercih değil, temel bir gereklilik hâline geldi. Promet olarak çevreye duyarlılık, kaynak verimliliği ve iş sağlığı–güvenliği kriterlerini uygulamalarınıza nasıl entegre ediyorsunuz? Özellikle enerji ve su tüketiminin yoğun olduğu SPA ve wellness gibi özel fonksiyonlu alanlarda sürdürülebilirlik yaklaşımınızı hangi sistem ve çözümler üzerinden kurguluyorsunuz?

Mehmet Kabaş: Sürdürülebilirlik, Promet projelerinde tasarımın başlangıç noktalarından biridir. Enerji verimliliği yüksek sistemler, su tasarruflu ekipmanlar ve uzun ömürlü malzemeler tercih ediyoruz. Isı geri kazanımlı havalandırma sistemleri, yüksek verimli filtrasyon çözümleri ve gri suyun yeniden kullanımı gibi teknolojileri projelerimizin kalbine yerleştiriyoruz SPA & Wellness ve havuz projelerinde yüksek su ve enerji tüketimi kaçınılmaz olduğu için, bu alanlarda geri kazanım sistemleri ve akıllı otomasyon çözümleri büyük önem taşıyor. Hem şantiye süreçlerinde hem de işletme aşamasında güvenli kullanım sağlayan çözümler geliştiriyoruz. Amacımız; çevreye duyarlı, işletme maliyetleri düşük ve kullanıcı sağlığını önceleyen projeler üretmek. Aynı zamanda şantiye süreçlerimizde iş sağlığı ve güvenliğini en üst perdeden tutarak, insan odaklı bir sürdürülebilirlik anlayışını benimsiyoruz. İş sağlığı ve güvenliği firmamız için uygulama sürecinin vazgeçilmez bir parçasıdır.

 “Global Otel Markaları ve Uluslararası Mimarlık Ofisleriyle Çalışmak, Bizi Her Zaman ‘Şampiyonlar Ligi’ Standartlarında Tuttu”

Promet’in dünya markası olma yolunda etkili olan know-how kaynakları nelerdir? Uluslararası mimarlık ofisleri, yatırımcılar ve global otel markalarıyla yürüttüğünüz iş birlikleri, mühendislik ve tasarım yaklaşımınızı nasıl besliyor? SPA & Wellness teknolojilerinin dünya genelinde hızla büyüdüğü bu dönemde, Promet bu gelişimi doğru okumak ve sürdürülebilir bir büyüme sağlamak adına nasıl bir strateji izliyor?

Mehmet Kabaş: 32 yıllık know-how’ımızın kaynağı, farklı coğrafyalarda, farklı iklim ve kültür koşullarında imza attığımız projelerdir. Global otel markaları ve uluslararası mimarlık ofisleriyle çalışmak, bizi her zaman “şampiyonlar ligi” standartlarında tuttu ve mühendislik standartlarımızı sürekli yukarı taşıyor. Bu iş birlikleri sayesinde farklı kullanıcı beklentilerini, kültürel yaklaşımları ve işletme dinamiklerini projelerimize entegre edebiliyoruz. Geleneksel Türk hamamı kültürünü, modern Finlandiya sauna ekolü ve en yeni wellness teknolojileriyle hibritleyerek özgün bir model sunuyoruz. Stratejimiz, kaliteden ödün vermeden, uzmanlık alanlarımızda derinleşerek ve uzun vadeli iş ortaklıkları kurarak büyümektir. Dünya hızla “yaşam boyu sağlık” (longevity) kavramına odaklanırken, biz de yatırımlarımızı bu yöndeki teknolojik altyapıya yönlendiriyoruz.


Otel ya da lüks konut projelerinde SPA & Wellness alanları projelerin değerini doğrudan etkiliyor. Nitelikli bir SPA alanı, bir otel veya tesisin marka algısını nasıl dönüştürüyor?

Ayşegül Sungur: Bugün bir otel ya da lüks konut projesi için SPA, tesislerin ayrıştırıcı unsurlarından biri hâline geldi ve artık “opsiyonel bir lüks” değil, projenin karakterini belirleyen bir “imza alanı” oldu. Nitelikli bir SPA, markanın misafirine verdiği değeri ve yaşam tarzı vizyonunu yansıtıyor, tesisin doluluk oranını ve marka değerini doğrudan artırıyor. Promet projelerinde yatırımcı beklentilerinin daha bilinçli ve detay odaklı hâle geldiğini görüyoruz. İşletme verimliliği, kullanıcı deneyimi, sürdürülebilirlik ve estetik bütünlük artık en temel kriterler arasında yer alıyor ve beklenti artık sadece görsel şıklıktan ibaret değil, misafirin ruhsal ve bedensel bir dönüşüm yaşayacağı, teknolojiyle kişiselleştirilmiş deneyim alanlarına evrilmiş durumda.

Son dönemde SPA & Wellness projelerinde öne çıkan trendler nelerdir? Kişiselleştirilmiş deneyimler, teknoloji entegrasyonu ve sürdürülebilir uygulamalar gibi yeni eğilimler Promet’in projelerine nasıl yansıdı?

Mehmet Kabaş: Son dönemde kişiselleştirilmiş deneyimler ve teknoloji entegrasyonu ön planda. Dijital kontrol sistemleri, kullanıcıya özel ayarlanabilir SPA alanları ve veri odaklı işletme çözümleri yaygınlaştı. Aynı zamanda zihinsel sağlık odaklı, daha sakin ve bütünsel tasarımlar, sağlıklı uzun yaşamı (longevity) destekleyen kontrast terapiler tercih ediliyor. Promet projelerinde bu trendleri, kullanıcı deneyimini artıran ama mekânsal sadeliği bozmayan çözümlerle yorumladık. Teknolojiyi görünür değil, hissedilir kılmayı hedefledik.

Promet, uluslararası arenada önemli projelere imza atıyor. İlerleyen dönemlerde hangi pazarlara açılmayı hedefliyorsunuz? Hangi bölgelerde büyümeyi öngörüyorsunuz ve bu pazarlara yönelik stratejilerinizi nasıl şekillendiriyorsunuz?

Mehmet Kabaş: Orta Doğu, Balkan ülkeleri ve Güneydoğu Asya, pazarları büyüme hedeflerimiz arasında yer alıyor. Bu bölgelerde SPA & Wellness yatırımlarının artması, Promet’in uzmanlık alanlarıyla örtüşüyor. Stratejimiz; yerel dinamikleri iyi analiz ederek, güçlü iş ortaklarıyla ilerlemek ve her pazara özgü çözümler geliştirmek üzerine kurulu. Standart projeler yerine, lokasyona ve kullanıcı profiline özel yaklaşımlar benimsiyoruz.

“Hedefimiz ‘Trend Belirleyici’ Konumumuzu Pekiştirmek”

2025 yılı Promet için nasıl geçti? 2026 yılı için beklenti ve hedefleriniz nelerdir?

Mehmet Kabaş: 2025 yılı Promet için hem yoğun hem de verimli geçti. Uluslararası projelerde artan görünürlüğümüz ve tamamlanan prestijli işler, doğru bir yolda ilerlediğimizi gösterdi. 2026 yılı için hedefimiz; mühendislik derinliğimizi daha da artırmak, AR-GE yatırımlarımızı artırarak sektördeki "trend belirleyici" konumumuzu pekiştirmek, sürdürülebilir çözümleri yaygınlaştırmak ve marka bilinirliğimizi global ölçekte güçlendirmektir.

Son olarak neler eklemek istersiniz?

Promet olarak her projeye yalnızca bir iş değil, uzun vadeli bir değer üretme süreci olarak bakıyoruz. İnsan odaklı, sürdürülebilir ve yüksek mühendislik standartlarına sahip projeler üretmeye devam edeceğiz. SPA & Wellness ve havuz sektöründe güvenilir bir çözüm ortağı olmayı sürdürmek en temel önceliğimiz.

Promet Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kabaş , Ayşegül Sungur

Gelişmelerden Haberdar Ol...

haber detay bültenimize abone olun kısa açıklama alanıdır

Benzer İçerikler

“Projelerimizin Merkezinde Kalite, Güven ve Sürdürülebilirlik Yer Alıyor”

Türkiye yapı sektörü, artan maliyetler, finansmana erişim koşulları ve küresel tedarik zinciri dinamikleriyle birlikte daha disiplinli ve stratejik bir yönetim anlayışını zorunlu kılıyor. Ankara merkezli faaliyet gösteren Anze Emlak Konut, kamu taahhüt projelerinden özel sektör yatırımlarına uzanan geniş portföyüyle bu dönüşüm sürecinde dikkat çekiyor. Uzun vadeli değer üretimine odaklanan Anze Emlak Konut’un, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve uluslararası kalite standartlarını konuştuğumuz Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Korkutata, proje geliştirme süreçlerinde fizibilite, nakit akışı yönetimi ve maliyet kontrolünü merkeze alan bir model benimsediklerini vurguladı.

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

04/03/2026

“Isı Pompaları Türkiye’nin Düşük Karbonlu Isıtma Geleceğinde Kritik Bir Rol Üstlenecek”

Vaillant Group Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ufuk Atan, enerji verimliliği ve karbon azaltımı hedefleri doğrultusunda hızla büyüyen ısı pompası pazarını, Türkiye’nin potansiyelini ve Vaillant’ın stratejik yaklaşımını değerlendirdi.

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

03/03/2026

“Ytong Olarak Ülkemize 11,5 Milyar Doları Aşkın Döviz Tasarrufu Sağladık”

Türkiye’de yapı sektörü, deprem gerçeği, artan enerji maliyetleri ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda yeni bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Güvenli, dayanıklı ve enerji verimliliği yüksek yapılar artık bir tercih değil, zorunluluk olarak görülüyor. Bu dönüşümün merkezinde ise hem üretim gücü hem de teknolojik altyapısıyla sektöre yön veren markalar yer alıyor. Türk Ytong da 60 yılı aşkın deneyimi, güçlü üretim kapasitesi ve inovasyon odağıyla Türkiye’nin çağdaş yapılaşma sürecinde kritik bir rol üstleniyor. Türk Ytong Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Barış Saban, bugüne kadar ulaştıkları 46 milyon metreküplük üretim hacminin yaklaşık 4 milyon konuta eşdeğer olduğunu belirtirken, Ytong ürünlerinin sağladığı ısı yalıtımı sayesinde ülke ekonomisine 11,5 milyar doları aşkın döviz tasarrufu kazandırdıklarının altını çiziyor.

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

03/03/2026