21:15
22 Eylül 2024
Monopol Dönemi Sona Erdi: Kalekim Lyksor Global Yatırımlarını Hızlandırıyor
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
01.12.2025
Yapı kimyasalları sektörünün öncü markalarından Kalekim Lyksor, yerelleşme odaklı yaklaşımı ve uluslararası büyüme stratejileri doğrultusunda hem Türkiye’de hem de global pazarlarda yatırımlarını istikrarlı biçimde sürdürüyor. Kısa süre önce Fas’ta yeni üretim tesisini devreye alan Kalekim Lyksor, 12–15 Kasım tarihlerinde İstanbul Expo Center’da gerçekleştirilen Hazır Beton Fuarı ve Zirvesi’nde sektör profesyonellerinin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Kalekim Lyksor Genel Müdürü Bimen Kadiroğlu ile bir araya gelerek şirketin ulusal ve uluslararası büyüme stratejilerini, sektörün dijitalleşme ve sürdürülebilirlik gündemini, yeni yatırımları ve 2026 yılına yönelik hedeflerini ele aldık.
Yapı kimyasalları sektörünün öncü markalarından Kalekim Lyksor, yerelleşme odaklı yaklaşımı ve uluslararası büyüme stratejileri doğrultusunda hem Türkiye’de hem de global pazarlarda yatırımlarını istikrarlı biçimde sürdürüyor. Kısa süre önce Fas’ta yeni üretim tesisini devreye alan Kalekim Lyksor, 12–15 Kasım tarihlerinde İstanbul Expo Center’da gerçekleştirilen Hazır Beton Fuarı ve Zirvesi’nde sektör profesyonellerinin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Kalekim Lyksor Genel Müdürü Bimen Kadiroğlu ile bir araya gelerek şirketin ulusal ve uluslararası büyüme stratejilerini, sektörün dijitalleşme ve sürdürülebilirlik gündemini, yeni yatırımları ve 2026 yılına yönelik hedeflerini ele aldık.
Kalekim Lyksor için 2025 Hazır Beton Fuarı nasıl geçiyor?
İki yılda bir düzenlenen bu fuar, hem stratejik açıdan çok önemli hem de oldukça heyecan verici bir buluşma noktası. Sektörün gelişimine ciddi katkı sunan fuarda, tüm paydaşlarımızı bir arada görmek mümkün. Yakın zamanda makrosentetik fiber üretimine başlayacağız ve bu yeniliğimizin lansmanını da fuar kapsamında yapmak istiyoruz. Bunun yanı sıra yeni yatırımlarımızı da burada misafir ettiğimiz iş ortaklarımızla paylaşma fırsatı buluyoruz.
Kısa süre önce Fas’ta üretim tesisimizi faaliyete geçirdik. Önümüzdeki dönemde Romanya ve Irak’ta iki yeni yatırım planımız daha bulunuyor. Dolayısıyla hem mevcut projelerimizi duyurmak hem de geleceğe yönelik adımlarımızı tanıtmak açısından bu fuar bizim için büyük önem taşıyor.
“Lojistik Güç Rekabet Avantajı Sağlıyor”
Fas’taki yatırımınıza değinerek başlamak istiyorum. Fas’ın tercih edilmesinde stratejik nedenler nelerdir?
Öncelikle Fas, Afrika’ya açılan bir pencere. Bunun çeşitli sebepleri var. Birincisi ülkedeki para istikrarı. Öncelikle ülkedeki para politikalarının istikrarlı olması yatırım açısından büyük bir avantaj sağlıyor. Yatırım yapılan bir ülkede kâr payı dağıtımı, para transferi gibi finansal süreçlerde sorun yaşanmaması kritik öneme sahip.
Ayrıca ülkenin genel güvenlik ortamı ve istikrarlı yapısı da yatırımcılar için önemli bir çekim unsuru. 2030 Dünya Kupası’nın bir bölümünün Fas’ta gerçekleştirilecek olması da ülkeyi altyapı, inşaat ve sanayi yatırımlarına oldukça açık hale getiriyor. Biz de bu gelişmeleri değerlendirerek Fas’taki yatırıma dahil olduk ve bugün geldiğimiz noktada bundan büyük memnuniyet duyuyoruz.
“Fas, Yurt Dışındaki İlk Üretim Tesisimiz Olarak Önemli Bir Kilometre Taşı Oldu”
Ulusal ve uluslararası alanda fabrika yapılanmanız ve yatırımlarınız nasıl ilerliyor?
Türkiye’de hâlihazırda Diyarbakır, Mersin, İzmir ve İstanbul’da olmak üzere dört üretim tesisimiz bulunuyor. İzmir’de ikinci bir fabrikanın yatırımı sürüyor. Altıncı fabrikamızı ise Samsun’da hayata geçireceğiz. Bu tesiste makrosentetik fiber, toz polikarboksilat ve kurutma tesisi yatırımlarını aynı çatı altında konumlandırıyoruz.
Fas ise yurt dışındaki ilk üretim tesisimiz olarak önemli bir kilometre taşı oldu. Uluslararası büyüme stratejimiz kapsamında iki farklı ülkede daha yeni fabrika yatırımları planlıyoruz.
Sektör artık eskisi gibi değil. Monopol yapıların sona erdiği, rekabetin çok daha dinamik hale geldiği bir döneme girdik. Bugün işin olduğu coğrafyalarda bulunmak büyük önem taşıyor. Bu noktada lojistik güç rekabet avantajı sağlıyor. Lojistik ağınızı ne kadar genişletirseniz, tercih edilen bir marka olma ihtimaliniz de o ölçüde artıyor. Biz de bu anlayışla büyümeye ve yatırımlarımızı stratejik şekilde konumlandırmaya devam ediyoruz.
“Yeni Nesil Polikarboksilat Bazlı Ürünler Artık Bir Gereklilik”
Yapı kimyasalları sektörde belki de az konuşulan ama kritik öneme sahip bir alan. Bu alandaki kapsamlı faaliyetleriniz nelerdir? Kalekim Lyksor markasının AR-GE ve inovasyon çalışmalarını nasıl değerlendirirsiniz?
Beton, dünyada en fazla kullanılan yapı malzemesi konumunda. Betonun temel bağlayıcısı olan çimento ise, sudan sonra dünyada en çok tüketilen ikinci madde olarak önemini koruyor. Bu ölçekte bir kullanım alanı, betonun yaşamımızdaki kritik rolünü açıkça ortaya koyuyor. Deprem kuşağında yer alan ülkemizde güvenli yapıların inşa edilmesi ise yüksek mukavemetli betonlardan geçiyor. Bugün evlerimizde huzurlu ve güvenli bir şekilde yaşıyorsak, bu büyük ölçüde yüksek dayanımlı beton teknolojilerinin bir sonucudur.
Biz, yüksek mukavemetli ve sürdürülebilir yapılar için yeni nesil polikarboksilat bazlı ürünlerin artık bir gereklilik haline geldiğine inanıyoruz. Kalekim Lyksor’un “Innovation and Trust” yani “İnovasyon ve Güven” sloganı da bu yaklaşımımızı yansıtan temel iki değerimizi ifade ediyor.
Bu doğrultuda uluslararası ölçekte ciddi danışmanlık destekleri alıyoruz. Şu anda Belçika’daki Gent Üniversitesi ile teknik danışmanlık görüşmelerimizi sürdürüyor; mevcut polimerlerimizi onların uzmanlığıyla geliştiriyoruz. Tüm bu çalışmalar, Kalekim Lyksor’un yalnızca Türkiye’de değil, küresel ölçekte de sektörel anlamda güçlü bir konum edinmesine önemli katkı sağlıyor.
Kalekim Lyksor Kimya’nın dokuz yıllık yolculuğuna baktığınızda, bugün geldiğiniz güçlü yapının arkasındaki stratejileri nasıl değerlendirirsiniz?
Dört kişilik küçük bir ekiple yola çıktık ve gerçekten çok çalıştık. Fabrikada sabahladığım, uzun saatler geçirdiğim dönemler oldu. Bugün ise 160 kişilik güçlü bir ekibe sahip bir yapıya ulaştık. Bu başarının temelinde özveri, disiplinli çalışma ve sektörü yakından takip etme anlayışı yatıyor. Dünyada bu işin nereye gittiğini, bizim bu dönüşümün neresinde olmamız gerektiğini sürekli analiz ettik. Aslında inovasyon gücümüzü bu bakış açısından alıyoruz.
İnovasyon ve Marka Gücünün Buluştuğu Ortaklık Hikayesi
Kalekim ve Lyksor’un yolları nasıl kesişti? Kalekim ortaklığının Lyksor’un kurumsal yapısına, büyüme stratejisine ve marka konumlanmasına sağladığı başlıca avantajlar neler oldu?
Lyksor olarak ilk fabrikamızı İzmir’de kurduk ve kısa sürede önemli bir pazar payına ulaştık. Bu büyüme, Türkiye’de sektörün en güçlü temsilcilerinden biri olan Kale Holding’in dikkatini çekti. Sonrasında görüşmelere başladık. Vizyonumuzu, hedeflerimizi ve uzun vadeli planlarımızı kendilerine aktardık. Nihayetinde çok değerli bir ortaklık yapısı ortaya çıktı. Kalekim şirketimizin bir kısmını satın aldı. Bu süreçten kişisel olarak da büyük memnuniyet duyuyorum.
İş birliğimiz karşılıklı güven ve yüksek profesyonellik çerçevesinde devam ediyor. Kalekim, Türkiye’nin en güvenilir markalarından biri; hatta belki de en güvenilir markası. Grup şirketleri de aynı şekilde güçlü bir kurumsal kültüre sahip. Bu iş birliği bize çok şey kattı. Kendi sistemimizi daha kurumsal, daha sürdürülebilir ve daha güçlü bir yapıya kavuşturuyoruz.
Dolayısıyla bizim inovasyon odağımız, Kalekim’in güçlü marka değeriyle birleşince, Kalekim Lyksor olarak sektörün en önemli oyuncularından biri hâline geldik.
Fas’taki yeni tesisle uluslararası büyümede önemli bir eşiği geçen Kalekim Lyksor, monopol yapıların yerini dinamik rekabetin aldığı yeni pazar düzeninde lojistik gücünü büyüterek 2026’da Romanya ve Irak’ta yeni yatırımlara hazırlanıyor.
2025 yılı şirketiniz açısından nasıl bir tablo ortaya koydu? 2026’da hem yatırımlar konusunda hem de global büyüme açısından hangi adımları planlıyorsunuz?
2025 yılı, beklentilerimizin üzerinde bir performansla tamamlandı. Bütçemizi tutturmakla kalmadık, hedeflerimizin üzerine çıktık. 2026 yılı için bütçe planlamamızı yaptık ve yeni dönem stratejilerimizi şekillendirdik. Önümüzdeki yıl Romanya ve Irak’ta iki yeni ülkede daha faaliyet göstermeye başlayacağız. Türkiye’de ise kuzey bölgesine odaklanarak Samsun’da yeni bir tesis kuracağız. Böylece toplam üç fabrika yatırımını aynı dönemde hayata geçirmeyi planlıyoruz.
Bunlara ek olarak, uluslararası fuarlara katılımımızı artırarak global yenilikleri yakından takip etmeyi sürdüreceğiz. Amacımız hem ülkemizi hem de sektörümüzü ulusal ve uluslararası arenada en iyi şekilde temsil etmek.
Kalekim Lyksor , Bimen Kadiroğlu
Gelişmelerden Haberdar Ol...
haber detay bültenimize abone olun kısa açıklama alanıdır
Popüler İçerikler
Mimar Köşesi
Tümüyle Sürdürülebilir Bir Endüstri Yapısı: Heg Gıda Balıkesir Kampüsü
Mimar Köşesi
'Anatolia, Estetik ve İşlevselliği Dengeli Bir Şekilde Birleştirerek, Mimari Projelere Değer Katıyor''
Mimar Köşesi
Anatolia Sinterlenmiş Taş Plaka Koleksiyonu İle Projelerinize Değer Katın
Mimar Köşesi
2024'te İç Tasarımın Evrimi: Lüksten Çevre Dostuna
Marka Özel
Kalyon Geçtiğimiz 10 Yılda %600 Büyüdü
Mimar Köşesi
Geleceğin Mimari Tasarımı: Yenilikçi Yaklaşımlar ve Sürdürülebilirlik
Mimar Köşesi
Yeşim Kozanlı Mimarlık'tan Tasarımı Sofistike Bir Deneyime Dönüştüren Seraf Vadi Restoran
Benzer İçerikler
“Projelerimizin Merkezinde Kalite, Güven ve Sürdürülebilirlik Yer Alıyor”
Türkiye yapı sektörü, artan maliyetler, finansmana erişim koşulları ve küresel tedarik zinciri dinamikleriyle birlikte daha disiplinli ve stratejik bir yönetim anlayışını zorunlu kılıyor. Ankara merkezli faaliyet gösteren Anze Emlak Konut, kamu taahhüt projelerinden özel sektör yatırımlarına uzanan geniş portföyüyle bu dönüşüm sürecinde dikkat çekiyor. Uzun vadeli değer üretimine odaklanan Anze Emlak Konut’un, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve uluslararası kalite standartlarını konuştuğumuz Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Korkutata, proje geliştirme süreçlerinde fizibilite, nakit akışı yönetimi ve maliyet kontrolünü merkeze alan bir model benimsediklerini vurguladı.
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
04/03/2026
“Isı Pompaları Türkiye’nin Düşük Karbonlu Isıtma Geleceğinde Kritik Bir Rol Üstlenecek”
Vaillant Group Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ufuk Atan, enerji verimliliği ve karbon azaltımı hedefleri doğrultusunda hızla büyüyen ısı pompası pazarını, Türkiye’nin potansiyelini ve Vaillant’ın stratejik yaklaşımını değerlendirdi.
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
03/03/2026
“Ytong Olarak Ülkemize 11,5 Milyar Doları Aşkın Döviz Tasarrufu Sağladık”
Türkiye’de yapı sektörü, deprem gerçeği, artan enerji maliyetleri ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda yeni bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Güvenli, dayanıklı ve enerji verimliliği yüksek yapılar artık bir tercih değil, zorunluluk olarak görülüyor. Bu dönüşümün merkezinde ise hem üretim gücü hem de teknolojik altyapısıyla sektöre yön veren markalar yer alıyor. Türk Ytong da 60 yılı aşkın deneyimi, güçlü üretim kapasitesi ve inovasyon odağıyla Türkiye’nin çağdaş yapılaşma sürecinde kritik bir rol üstleniyor. Türk Ytong Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Barış Saban, bugüne kadar ulaştıkları 46 milyon metreküplük üretim hacminin yaklaşık 4 milyon konuta eşdeğer olduğunu belirtirken, Ytong ürünlerinin sağladığı ısı yalıtımı sayesinde ülke ekonomisine 11,5 milyar doları aşkın döviz tasarrufu kazandırdıklarının altını çiziyor.
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
03/03/2026