“Mimari Projelerde İç Avlular, Teras Bahçeleri ve İyi Kurgulanmış Küçük Yeşil Alanlar Giderek Daha Fazla Yer Buluyor”

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

30.03.2026

Hızla büyüyen şehirler ve artan yapı yoğunluğu, kentte yaşayan insanların doğayla kurduğu ilişkiyi giderek zayıflatıyor. Bu durum mimarlık ve şehir planlamasında yeni bir yaklaşımı öne çıkarıyor: doğayı yeniden gündelik yaşamın bir parçası haline getirmek. Doğayla ilişki kurabilen yapılar, şehirlerin daha yaşanabilir hale gelmesinde önemli bir rol oynuyor. Türk Serbest Mimarlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Aura Design Studio Kurucu Mimarı Filiz Cingi Yurdakul, şehir yaşamında doğayla temasın giderek daha önemli hale geldiğini belirtiyor.

Hızla büyüyen şehirler ve artan yapı yoğunluğu, kentte yaşayan insanların doğayla kurduğu ilişkiyi giderek zayıflatıyor. Bu durum mimarlık ve şehir planlamasında yeni bir yaklaşımı öne çıkarıyor: doğayı yeniden gündelik yaşamın bir parçası haline getirmek. Doğayla ilişki kurabilen yapılar, şehirlerin daha yaşanabilir hale gelmesinde önemli bir rol oynuyor. Türk Serbest Mimarlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Aura Design Studio Kurucu Mimarı Filiz Cingi Yurdakul, şehir yaşamında doğayla temasın giderek daha önemli hale geldiğini belirtiyor.

Bugün birçok yeni projede, doğayla ilişki kurabilen mekânsal kurgular dikkat çekiyor. İç avlular, teras bahçeleri, cephelerle entegre edilmiş dikey peyzajlar ve yapı ile açık alan arasında daha geçirgen ilişkiler kuran tasarımlar, şehir içinde küçük ama değerli yeşil alanlar yaratıyor. Bu yaklaşım doğayı yalnızca estetik bir unsur olarak değil, yaşam deneyiminin doğal bir parçası olarak ele alıyor.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türk Serbest Mimarlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Aura Design Studio Kurucu Mimarı Filiz Cingi Yurdakul, şehir yaşamında doğayla temasın giderek daha önemli hale geldiğini belirtiyor: “Şehirlerde yaşayan insanlar artık sadece işlevsel mekânlar değil, gün içinde nefes alabilecekleri, doğayla ilişki kurabilecekleri alanlar da talep ediyor. Bu nedenle mimari projelerde iç avlular, teras bahçeleri ve iyi kurgulanmış küçük yeşil alanlar giderek daha fazla yer buluyor. Bazen bir avlu, bazen bir teras bahçesi ya da yapı içinde oluşturulan küçük bir peyzaj alanı, şehir hayatının yoğunluğu içinde insanların günlük yaşamına çok değerli bir denge katabiliyor. Biz projelerimizde doğayı tasarımın merkezine alan bu yaklaşımı özellikle iç bahçeler, teraslar ve avlular üzerinden ele alıyoruz. Bu mekânları yalnızca bir peyzaj unsuru olarak değil; yapının ölçeği, dolaşımı ve kullanım senaryolarıyla bütünleşen mekânsal odaklar olarak kurguluyoruz. Böylece doğa projeye sonradan eklenen bir unsur değil, yapının mekânsal organizasyonunu şekillendiren temel bileşenlerden biri haline geliyor.”

Yurdakul’a göre yeni nesil mimari yaklaşımda doğa yalnızca dekoratif bir unsur değil; tasarımın temel parçalarından biri olarak ele alınıyor. Gün ışığını iyi kullanan, açık alanlarla ilişki kuran ve kullanıcıların doğayla temas edebildiği mekânlar geleceğin şehirlerinde daha fazla önem kazanacak.

Aura Design Studio , Filiz Cingi Yurdakul

Gelişmelerden Haberdar Ol...

haber detay bültenimize abone olun kısa açıklama alanıdır

Benzer İçerikler

iF Design Award Gold Ödüllü İç Mimari Projelerden Seçkiler

Dünyanın en prestijli tasarım ödüllerinden biri olan iF Design Award , mimarlık ve iç mimarlık alanında yenilikçi projeleri küresel ölçekte görünür kılmaya devam ediyor. 70 yılı aşkın geçmişe sahip ödül programı; fikir, form, işlev, farklılaşma ve etki kriterleri doğrultusunda projeleri değerlendirerek tasarım dünyasında bir kalite göstergesi olarak kabul ediliyor.

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

30/03/2026

Mental Desıgn Works'ten Doğayla Bütünleşen Bir Tasarım: Greenox

Mental Design Works (MDW) tarafından İstanbul Kağıthane’de tasarlanan ve Europe Property Awards 2025’te “Multiple Residence Architecture” kategorisinde aldığı ödülle adından söz ettiren Greenox Urban Residence, kentsel dönüşümü yalnızca yapı yenileme olarak değil; çevresel, sosyal ve mekansal bir değişim hedefiyle ele alan bütüncül bir yaşam modeli sunuyor.

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

03/03/2026

“Geleceğin Şehirleri Daha Fazla Asfaltla Değil, Daha Doğru Planlama Anlayışıyla Şekillenecek”

Karma kullanım projeleri; konut, ofis ve sosyal alanları aynı yapı içinde buluşturarak kent yaşamını daha erişilebilir, verimli ve sürdürülebilir hale getiren bütüncül bir planlama yaklaşımı sunuyor. Artan ulaşım ihtiyacı, zaman kaybı ve çevresel etkiler karşısında bu model, şehirlerin geleceği için stratejik bir çözüm olarak öne çıkıyor. Türk Serbest Mimarlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Aura Design Studio Kurucusu Filiz Cingi Yurdakul, karma kullanım projelerinin artık bir tercih değil, kentler için zorunluluk haline geldiğini belirtiyor.

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

03/03/2026