21:15
22 Eylül 2024
“Binalarda Termal Gerilimi Azaltan Isı Yalıtımı Depreme Dayanıklılığı Artırıyor”
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
02.03.2026
Isı yalıtımının yapı güvenliğindeki rolü, enerji verimliliğiyle sınırlı kalmayıp deprem performansını doğrudan etkileyen kritik bir faktör olarak öne çıkıyor. Isı yalıtımı bulunmayan yapılarda dış cepheler ve iç yüzeyler yıl boyunca ciddi sıcaklık farklarına maruz kalıyor. Baumit Türkiye Teknik Müdürü Meltem Bayraktar San, bu durumun yapılarda sürekli bir genleşme–büzülme döngüsü yaratarak “termal gerilim” oluşturduğuna dikkat çekiyor.
Isı yalıtımının yapı güvenliğindeki rolü, enerji verimliliğiyle sınırlı kalmayıp deprem performansını doğrudan etkileyen kritik bir faktör olarak öne çıkıyor. Isı yalıtımı bulunmayan yapılarda dış cepheler ve iç yüzeyler yıl boyunca ciddi sıcaklık farklarına maruz kalıyor. Baumit Türkiye Teknik Müdürü Meltem Bayraktar San, bu durumun yapılarda sürekli bir genleşme–büzülme döngüsü yaratarak “termal gerilim” oluşturduğuna dikkat çekiyor.
Türkiye’nin deprem gerçeği, yapıları bütüncül performans üzerinden ele almayı zorunlu kılıyor. Binaların zaman içinde maruz kaldığı çevresel etkiler, sıcaklık farkları ve yapısal yıpranma, deprem anındaki davranışı doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Isı yalıtımı ise bu bütüncül yaklaşımın önemli bir parçası olarak yapıların dayanıklılığını ve performans ömrünü destekleyen kritik unsurlar arasında öne çıkıyor.
“Binanın Maruz Kaldığı Tüm Çevresel Etkiler Depreme Dayanıklılığı Etkiliyor”
Baumit Türkiye Teknik Müdürü Meltem Bayraktar San, ısı yalıtımının olası bir deprem anında yapı güvenliğine sağladığı katkılara dikkat çekti. Meltem Bayraktar San, “Isı yalıtımı, sıcaklık farklarını dengeleyerek yapı kabuğunda oluşan termal gerilmeleri sınırlandırır. Bu sayede betonarme elemanlar; sıcaklık farklarına, donma–çözülme döngülerine ve termal gerilmelere karşı daha dayanıklı hale gelir. Yapı kabuğunun bütünlüğünün korunması, binanın deprem anında maruz kalacağı ek yapısal zorlanmaların da azalmasına katkı sağlar” dedi.
Depreme dayanıklılığın yalnızca taşıyıcı sistemler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar San, “Depreme dayanıklı yapı kavramı, binanın kullanım ömrü boyunca maruz kaldığı tüm çevresel ve fiziksel etkiler karşısındaki performansını kapsıyor. Isı yalıtımı bulunmayan binalarda iç yüzeylerde yoğuşma oluşur. Bu yoğuşma, betonarme elemanlar içinde sürekli nemli bir ortam meydana getirir. Sürekli nemli ortam ise donatıların karbonatlaşma ve klor etkisiyle korozyona uğramasına neden olur. Bu süreç zamanla donatı kesitinde kayıplara yol açar ve taşıyıcı sistemin dayanımı azalır. Isı yalıtımı yok ise yoğuşma oluşur, buna bağlı olarak donatı korozyonu gelişir. Böylece kesit kaybı meydana gelir ve taşıyıcı sistem zayıflar” diye konuştu.
Isı yalıtımı olmayan yapıların dış yüzeylerde mikro çatlakların oluşabildiğine değinen Bayraktar San, “Bu çatlaklar zamanla su ve karbondioksit girişine yol açarak beton dayanımının düşmesine neden oluyor. Isı yalıtımı ise sıcaklık farklarını azaltarak çatlak oluşumunu sınırlandırıyor, betonun mekanik özelliklerini koruyor ve deprem mühendisliğinde kritik öneme sahip olan ‘malzeme sürekliliğini’ sağlayarak yapıların deprem performansının zaman içinde korunmasına katkı sunuyor” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’deki Yapı Stokunun Yaklaşık Yüzde 40’ı Büyük Risk Altında”
Türkiye’deki yapı stokunun durumu dikkate alındığında, yapıların uzun vadeli performansını korumanın hayati öneme sahip olduğunu belirten Bayraktar San, şu ifadeleri kullandı: “Resmî verilere göre Türkiye’de yaklaşık 19 milyon konut bulunuyor ve bunların önemli bir bölümünün afet riski açısından değerlendirilmesi gerekiyor. Yapı stokunun yaklaşık yüzde 40’ının yenilenmesi ya da güçlendirilmesi gerekliliği, mevcut yapıların korunmasını da öncelikli hale getiriyor. Deprem güvenliği, zamanla korunması gereken bir yapı özelliğidir. Isı yalıtımı, yoğuşma, sıcaklık gerilmeleri ve malzeme yıpranmasını sınırlandırarak betonarme taşıyıcı sistemin zamanla zayıflamasını önler ve yapıların deprem performansının sürdürülebilirliğine katkı sağlar” şeklinde konuştu.
Isı yalıtımı olan binalarda taşıyıcı sistemin çok daha yavaş yıprandığına vurgu yapan Bayraktar San, şunları söyledi: “Doğru detaylandırılmış ve standartlara uygun uygulanan mantolama sistemleri, cephe bütünlüğünü destekleyerek deprem sırasında parça kopması ve düşme gibi ikincil riskleri azaltıyor. İZODER–İTÜ tarafından yapılan çalışmalar da ısı yalıtım sistemlerinin doğru uygulandığında yapı statiğini bozmadığını, aksine cephe bütünlüğüne katkı sunduğunu ortaya koyuyor. Baumit olarak biz de geliştirdiğimiz ısı yalıtımı çözümlerimizle yapı ömrünü uzatmayı, taşıyıcı sistemlerin zaman içindeki yıpranmasını azaltmayı ve depremlere karşı daha güvenli ve dayanıklı yapıların oluşmasına katkı sunmayı hedefliyoruz.”
Baumit Türkiye
Gelişmelerden Haberdar Ol...
haber detay bültenimize abone olun kısa açıklama alanıdır
Popüler İçerikler
Mimar Köşesi
Tümüyle Sürdürülebilir Bir Endüstri Yapısı: Heg Gıda Balıkesir Kampüsü
Mimar Köşesi
'Anatolia, Estetik ve İşlevselliği Dengeli Bir Şekilde Birleştirerek, Mimari Projelere Değer Katıyor''
Mimar Köşesi
Anatolia Sinterlenmiş Taş Plaka Koleksiyonu İle Projelerinize Değer Katın
Mimar Köşesi
2024'te İç Tasarımın Evrimi: Lüksten Çevre Dostuna
Marka Özel
Kalyon Geçtiğimiz 10 Yılda %600 Büyüdü
Mimar Köşesi
Geleceğin Mimari Tasarımı: Yenilikçi Yaklaşımlar ve Sürdürülebilirlik
Mimar Köşesi
Yeşim Kozanlı Mimarlık'tan Tasarımı Sofistike Bir Deneyime Dönüştüren Seraf Vadi Restoran
Benzer İçerikler
Türkiye İMSAD’ın Yeni Dönem Başkanı Murat Savcı Oldu
İnşaat malzemesi sektörünün çatı kuruluşu Türkiye İMSAD’ın 39. Olağan Seçimli Genel Kurulu’nda, yeni yönetim belirlendi. Türkiye İMSAD’ın yeni döneminin ilk Yönetim Kurulu toplantısında, Yönetim Kurulu Başkanlığı’na oy birliğiyle Murat Savcı seçildi. Murat Savcı, “Bir önceki dönemde yürüttüğümüz projelerimize, yeni dönemde de tüm hızıyla devam ederken; değerli üyelerimizin katkısı ve komitelerimizin deneyimiyle rotamızı birlikte belirleyip etki alanımızı genişletecek yeni projeleri de hayata geçireceğiz” dedi.
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
06/03/2026
Sungrow Avrupa’daki İlk Fabrikasını Polonya’da Açıyor
Global temiz enerji çözümleri markası Sungrow, Avrupa’daki tedarik ve lojistik süreçlerini hızlandıracak stratejik bir yatırıma imza atıyor. Polonya’da kurulacak yeni fabrika, Türkiye’nin de dahil olduğu bölge ülkelerine ürünlerin daha hızlı, sürdürülebilir ve rekabetçi koşullarda ulaştırılmasını sağlayacak, bölgedeki temiz enerji yatırımlarının artmasına katkı sunacak.
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
03/03/2026
Medcem Çimento Grubu, Elektrikli Araç Filosunu Mercedes-Benz Eactros 600 ile Güçlendirdi
Sürdürülebilirlik ve düşük karbonlu dönüşüm, sanayi ve lojistik sektörlerinde stratejik bir öncelik haline gelirken Medcem Çimento Grubu, bu alandaki vizyoner yaklaşımını önemli bir yatırımla bir kez daha ortaya koydu. Mercedes-Benz Türk, Türkiye’deki ilk Mercedes-Benz eActros 600 elektrikli çekici teslimatını Medcem Çimento Grubu’na gerçekleştirdi.
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
03/03/2026