Gelişmelerden Haberdar Ol...

Standardizasyon İçin Temel Kural; ‘Belgelendirme’ FTI Akustik Görüntüleme Testlerine Başladı!

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

19/03/2026

Mimarların, mühendislerin ve yatırımcı grupların; performansları önceden belirlenmiş ürünlere göre dizayn ettikleri projelerde, diğer ürünlere nazaran daha az sorun yaşadıklarına dikkat çeken Fasad Teknoloji Merkezi A.Ş. Ceo’su Murat Seyhan, bu testler sayesinde dolaylı maliyetlerin ve hataların önünün kesildiğini vurguluyor. Bu yıl faaliyete aldıkları akustik görüntüleme testinden bahseden FTI Ceo’su Seyhan şu bilgileri veriyor: “Akustik kamera sayesinde hem sahada hem de laboratuvarda yapı elemanlarının neresinin hangi seviyede akustik zafiyeti olduğunu belirleyen bir görüntüleme yapabiliyoruz. Böylece hangi bölgelerde iyileştirmeler yapılabileceğini raporlayabiliyoruz.”

Genel olarak baktığımızda, yapı elemanının üretiminden yapıya tasarımıyla yön veren mimara kadar herkesin ortak bir amacı var; yapı ürünlerini bir standarda bağlı olarak bir araya getirmek. Peki, yaptığınız testlerle bu kişilerin hedefleri doğrultusunda tasarımlarına yön verecek kriterleri ortaya koyduğunuzu söyleyebilir miyiz?

Tam olarak bunu söyleyebiliriz. FTI olarak, yapı sektörünün özellikle giydirme cephe, doğrama ve pencere-kapı sistemlerinde kullanılan ürün normlarının gereklerini karşılaştırıyoruz ve raporlamasını yapıyoruz. Bunlar, performans kriterleri önceden belirlenmiş ürünlerse, kıyaslama şeklinde değerlendiriyoruz. Belirlenmemişse de kullanılan ürünün performanslarını ortaya çıkararak, kullanıcılar tarafından kabul edilebilir olup olmadığını ortaya çıkarıyoruz.

Performansı ya da teknik özellikleri belli olmayan bir ürün yerine, tanımlanmış ve performansı akredite bir kuruluş tarafından ölçülüp raporlanmış bir ürünün kullanılması; standardizasyon için temel uygulamanın başında gelen bir kriter.

Başta mimarlar ve mühendisler olmak üzere, yatırımcı gruplar; performansları önceden belirlenmiş ürünlere göre dizayn ettikleri projelerde, diğer ürünlere nazaran daha az sorun yaşıyorlar. Dolaylı maliyetleri ve kalite problemleri gibi sonradan karşılarına çıkacak hatalardan da böylece daha işin başında kurtulmuş oluyorlar. Bu konuda Türk Standartları Enstitüsü’nün de destekleriyle, hem ulusal hem de uluslararası standardizasyonlar hakkındaki ürün normlarıyla ilgili baya yol alındı.


Dünya Sağlık Örgütü`nün (WHO) ve Uluslararası Çalışma Örgütü`nün yapmış olduğu araştırmalara göre, 30-65 dBA arasında gösterilen gürültüler, birçok toplumsal soruna yol açıyor. Bu noktada, 31 Mayıs 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan ve bir yıl sonra yürürlüğe girecek olan ‘Binaların Gürültüye Karşı Korunması ve Ses Yalıtımı Yönetmeliği’nin inşaat sektörü açısından önemli bir adım olduğunu söyleyebiliriz. Peki, FTI’nin ses yalıtımı testleri noktasındaki durumu ne?

Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Çalışma Örgütü, aslında bu dataları belli ülkelere bağlı ve daha önceden yapılmış standardizasyonlar kapsamında sonuç bildirgesi şeklinde uluslararası kamuoyuna sundu. Tabi ki biz de uluslararası birliklere bağlı bir ülke olarak, özellikle standardizasyon noktasında bağlı olduğumuz kuruluşlar aracılığıyla bu değerlerin tamamını kabul etmiş olduk. Böylece bu yönetmelik, kriterleri karşılayacak yapı elemanları kullanan müteahhitler ve dizayn eden mimarlar şeklinde bütün gruplara yayılmış oldu. Akustik kontrol ve ses yalıtımı üzerine yayınlanan bu yönetmelikte; başta Şehircilik ve Çevre Bakanlığı olmak üzere Türkiye’deki bilimsel araştırma yapan firmaların katkısı yadsınamayacak boyutta. Çünkü çeşitli fikirlerin değerlendirilmesiyle ve ortak bir paydada buluşulmasıyla Türkiye’ye uyarlanan bu yönetmelik, aslında minimum olması gereken şartların ortaya koyulması adına önemli bir kılavuz niteliği taşıyor. Biz de FTI olarak, standardizasyon komisyonuyla ve bakanlıkla olan ilişkilerimizden dolayı karşılıklı görüş alışverişi yapıp, gerekli bildirimleri yapıyoruz.

Bunun dışında FTI olarak, akustik yalıtım, akustik performans ve akustik problemlerin çözümü ile ilgili; yapı elemanının akustik performans testi, dolaylı iletim testleri, sahada akustik performans testi ve akustik görüntüleme olmak üzere 4 ana grupta hizmet veriyoruz. Akustik test süitlerimizde cephe elemanları üzerinden taşınan akustik enerjinin desibel cinsinden değerini vererek, tasarımcıların önünü açacak testleri yapıyoruz. Yakın dönemde başlattığımız bir de akustik görüntüleme hizmetimiz var. Akustik kamera, termal kamera gibi almış olduğu akustik titreşim değerini renklendirerek bir görüntü haline çeviriyor. Biz bu hizmette; akustik kamera sayesinde hem sahada hem de laboratuvarda yapı elemanlarının neresinin hangi seviyede akustik zafiyeti olduğunu belirleyen bir görüntüleme yapabiliyoruz. Böylece hangi bölgelerde iyileştirmeler yapılabileceğini raporlayabiliyoruz.


Yani bir nevi ürünlerin MR’ını çekiyorsunuz…

Çok doğru, bu şekilde yapı elemanının zayıf noktalarını üreticinin gözleri önüne seriyoruz. Bu test türü ilk zamanlar insanlara biraz tuhaf geliyordu ama sonuçta teknik olarak mümkün olan bir şeyi yapıyoruz.


Şuan Akustik Kamera Testlerine başladınız mı?

Testlerimize faal olarak temmuzun ortasında başladık. Yaklaşık 2 buçuk aydır testlere devam ediyoruz. Şuan da belgelendirme adına gelen üreticilerde farkındalık yaratmak için mevcut testleri sırasında ürünlerin zafiyet alan noktalarını göstererek -deyim yerindeyse- promosyon şeklinde bu testleri yapıyoruz. Ayrıca, akustik yalıtım açısından zafiyeti olduğu değerlendirilen sahadaki binalara da gidip testleri yapıyoruz.


Akustik yalıtıma daha çok kimler önem veriyor?

Özellikle prime time da yoğun olarak yaşanan binalar akustik yalıtım tercih ediyor. Ofisler, okullar, hastaneler ya da akustik konfor sorunu yaşayan müşterilerin çoğu bu konuya özen gösteriyor. Yaşanabilir her mahallin sahip olması gereken farklı bir akustik kontrol seviyesi var. Basit bir örnek ile bir toplantı salonu için yapılan akustik yalıtım ile uyku ortamında sağlanan akustik yalıtım değerleri farklıdır.


Peki, ses yalıtım malzemesi kullanmadan akustik sorunu çözülebilir mi?

Problemli bir yapı detayı varsa, ekstra bir yalıtım çözümü getirmeden bunu yapmak çok da kolay olmuyor. Ancak, buradaki akustik problemin tespiti büyük önem taşıyor. Bir çınlama sorunu mu ya da bir yalıtım sorunu mu olduğu konusunda bir akustik uzmanının görüşü de ayrıca değerli.

Genellikle yaşanacak mekanın geometrisini doğru dizayn etmek önemli yalıtım problemlerini önceden çözmüş oluyor. Yapılmış binalarda karşılaşılan sorunlarda ise, yapının geometrisine müdahale edilme şansı olmadığından, yalıtım çözümü sağlayacak yapı elemanlarıyla akustik seviyesini iyileştirmek mümkün olabiliyor.


Yapı elemanları laboratuvarda teste girdiğinde gösterdiği performans ile uygulandığı alandaki performansı farklılık gösteriyor mu?

Bu konuyu cephe elemanlarının hava, su, rüzgâr ve akustik performansı olarak ayırmamız gerekiyor. Akustik performans açısından ele alacak olursak, -ki bu alanda büyük farklar söz konusu- ses yalıtım düzeyini ölçtüğümüz test odalarımız ve numunenin bağlı olduğu duvar boşlukları var. Önceden belirlediğimiz ve yalıtımından emin olduğumuz bir bağlantı detayıyla o numuneyi duvara bağlıyoruz. Yapı elemanı üzerine yönlendirilen akustik enerjiyi diğer odaya geçerken ölçümlüyoruz ama laboratuvar ortamında birden fazla gözün yalıtımının ve uygulamasının kontrol edildiği bir ürünün sonucunu alıyorsunuz. Ayrıca laboratuvar ortamında dış sesler, titreşimler neredeyse sıfıra yakın oluyor. Bu ürünün performansı, standardın gerekleri böyle olduğu için bu şekilde test edilip bir sonuç veriliyor. Dolayısıyla ürünün laboratuvar ortamında gösterdiği performansı sahada beklemek yanlış oluyor. Örneğin, laboratuvar ortamında 42 dB performans gösteren bir doğrama, uygulama yerinde test edildiğinde görülebilecek en büyük değer maksimum 38 dB oluyor. Çünkü montajdaki işçilik hataları ya da kontrol mekanizmalarının eksikliğinden kaynaklanan yetersizlikler, akustik performansı olumsuz etkiliyor. Bu unsur, bahsettiğimiz hava, su ve rüzgâr testleri için de aynı şekilde geçerli.

Bu yüzden FTI olarak, özellikle son iki yıldır laboratuvarda test ettiğimiz ürünlerin, üretim ve montaj proseslerindeki gözetim kontrollerini de yaparak, ürün performanslarının laboratuvar ortamında çıkan sonuçların seviyesine ulaşması için çalışıyoruz.


Cephe testlerinden de biraz bahsedelim. Sizce cephe testleriyle ilgili farkındalık nasıl yaratılabilir? Siz bu konuda neler yapıyorsunuz?

FTI olarak, aslında bir laboratuvar olmakla beraber bir enstitü olma hedefiyle yola çıktığımız için, giydirme cephelerin performansının artırılması, performansı etkileyen bileşenlerin belirlenmesi ve iyileştirmesi yönünde akademik açıdan ülkemizdeki sayılı üniversitelerin yüksek lisans ve doktora öğrencileriyle çalışmalar yürütüyoruz. Aynı zamanda ticari bir laboratuvarız, bu anlamda da yaptığımız yapı elemanlarıyla ilgili testlerin tanıtımıyla ve belirli sempozyumlara konuşmacı olarak katılarak farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Diğer yandan uluslararası standardizasyonlara bağlı olarak, ülkemiz adına bu standartların geliştirilmesi için ilgili üyeliğimiz olan komisyonlara görüşlerimizi bildiriyoruz ve yapı sektörünün gelişimine katkı sağlamaya çalışıyoruz.


Peki, uluslararası laboratuvarlarla temas halinde misiniz?

Uluslararası laboratuvarlarla temasımız Nando’daki toplantılarla oluyor. Yakın dönemde Amerika’daki en büyük ve bizim de kendimize rol model olarak gördüğümüz laboratuvarlardan sayılabilecek ATI- Intertek Group ile temas halindeyiz. Sektörün Amerika pazarına yönelimiyle birlikte yine Amerikan standartlarına göre akreditasyonumuzu tamamlayarak ATI-Intertek ile bağlantılı olarak belirli testleri burada yapmaya başladık.

Diğer yandan şunu da belirtmek isterim ki, FTI olarak CE Belgelendirmesi noktasında Türkiye’deki onaylanmış tek akredite test kuruluşuyuz, herhangi bir aracı kuruluş değiliz. Testleri ve kontrolleri bizzat yapan, bunları raporlayan ve CE kapsamındaki ülkelerde geçerliliği olan belgeleri düzenleyen bir enstitüyüz.


Bu doğrultuda ilerleyen yıllarda bir FTI eğitim merkezi görebilecek miyiz?

Aslında hedeflerimizin arasında bir eğitim merkezi de olmak var. Façade Testing Institute adımızdan da anlaşılacağı üzere, bir enstitü olmanın gereği eğitimin içerisinde olmaktır. Yakın dönemdeki planlarımız arasında bu atılım da yer alıyor. Bu konudaki bilgi birikimimizi aktarabilmek ve özellikle sektörün üretici kısımlarının tecrübelerimizden yararlanabilmesi bizleri daha da çok mutlu edecek.


FTI

Murat Seyhan

Gelişmelerden Haberdar Ol...

haber detay bültenimize abone olun kısa açıklama alanıdır

benzer içerikler dosya konuları

Yalıtım Projelerinde Kullanılan Malzemelerin Çevresel Etkilerinin İzlenmesi, Sürdürülebilirliğe Verilen Önemi Gösterecektir

CEPHEDER, yalıtım sektöründe sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği konularında önemli adımlar atıyor. Geri dönüştürülmüş malzemeler ve akıllı yalıtım sistemleri gibi yenilikçi çözümlerle sektörde çevresel etkiyi azaltmayı amaçlayan dernek, eğitim ve bilgilendirme kampanyaları ile hem sektörel hem de tüketici bilincini artırıyor. Ayrıca, üye tanıtım videoları ve iş birliği projeleri ile sektördeki bilgi paylaşımını güçlendirirken, yeşil sertifikasyon ve teşvikler ile sürdürülebilir malzeme kullanımını destekliyor. CEPHEDER, bu stratejileriyle daha çevre dostu ve yaşanabilir şehirler için önemli katkılarda bulunuyor. Yalıtım sektöründe sürdürülebilirlik ve çevresel sorumluluk konusunda farkındalık yaratmak ve teşvik edici stratejiler geliştirilmesi gerektiğine dikkat çeken CEPHEDER Yönetim Kurulu Üyesi Cengizhan Okur, “Hem sektördeki firmaların hem de tüketicilerin bu alandaki bilincini artırabiliriz. Bu konuda izlenecek adımlardan biri eğitim ve bilgilendirme kampanyaları düzenlemektir. Hem sektör çalışanları hem de tüketiciler için çevre dostu yalıtım malzemelerinin avantajları, enerji tasarrufu ve karbon ayak izinin azaltılması gibi konuların işleneceği fiziki ya da çevrimiçi eğitimler düzenlenebilir. ” dedi.

Yazar: Super Admin

04/09/2024

KarKim, Enerji Verimliliğini Artıran Yenilikçi Yalıtım Çözümleri ve Çevresel Sürdürülebilirlik Odaklı AR-GE Çalışmalarıyla Global Pazarda Etkisini Genişletmeyi Hedefliyor

KarKim, yalıtım sektöründe sunduğu kapsamlı ürün yelpazesi ve yenilikçi AR-GE çalışmalarıyla enerji verimliliği ve çevresel sürdürülebilirlik konularında öncü bir rol üstleniyor. Şirket, hem iç hem dış mekanlarda ısı ve su yalıtım sistemlerini kapsamlı bir şekilde ele alarak çimento, bitüm ve poliüretan esaslı su yalıtım ürünleri ve ısı yalıtım sistemleri gibi ürünlerle güvenilir ve verimli çözümler sunuyor. Sağlık ve çevre açısından riskleri minimize eden malzeme seçimleriyle dikkat çeken KarKim, iç pazarın yanı sıra uluslararası pazarlarda da etkinliğini artırma stratejisi benimsiyor. Küresel işbirlikleri geliştiren marka, yerli sermaye ile ülke ekonomisine katkıda bulunurken, KarKim Yapı Kimyasalları markasının dünya genelinde daha geniş bir pazar payı kazanmasını hedefliyor. 2024’ün ilk yedi ayında elde edilen başarılı sonuçlar, KarKim’in hedeflerine ulaşma yolunda sağlam adımlar attığını ve gelecekteki değişim ve gelişmelere karşı hazırlıklı olduğunu gösteriyor. KarKim markasını iç pazarın yanı sıra, dış pazarda daha çok ülkeye yaymak hedefinde olduklarını söyleyen KarKim Satış ve Pazarlama Müdürü Ata Şamil Namlı, “Ülke ekonomisine yaptığımız katkı bizi gururlandırıyor. Ancak biz bunu yeterli görmüyoruz. Yerli sermayeye sahip ülkemiz markaları olarak hepimizin hedefi dış pazarlarda başarı yakalamak ve markalarımızın değerini artırıp, “uluslararası marka” yolunda ilerlemek olmalıdır. Çünkü biz güçlü bir ülkeyiz. ” dedi.

Yazar: Super Admin

04/09/2024

Doğru Yalıtım Malzemeleri ve Uygulamaları Sayesinde, Müşterilerimize Hem Enerji Tasarrufu Sağlayan Hem de Yıllarca Sorunsuz Kullanabilecekleri Havuzlar Sunabiliyoruz

Reform Havuz, sürdürülebilir yapı tasarımında lider olarak çevre dostu ve yüksek performanslı havuz çözümleri sunuyor. Enerji verimliliği, kaynak tasarrufu ve su yönetimini ön planda tutarak, Almera Tex 230 su yalıtım membranını tüm projelerinde kullanıyor. Türkiye’nin deprem riskine karşı özel olarak da kullanılan bu ürün, mükemmel çatlak köprüleme özelliği ve yüksek dayanıklılığı ile yapılarının uzun ömürlü ve güvenilir olmasını sağlıyor. Reform Havuz, uzman ekibiyle Türkiye genelinde Almera Tex 230’un etkin uygulamasını gerçekleştiriyor. Sadece estetik ve konforu değil, aynı zamanda uzun ömürlü ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı hedeflediklerini söyleyen Reform Havuz Kurucusu Yüksek İnşaat Mühendisi Cavit Tütün, “Yalıtım, bu sürecin en kritik aşamalarından biri. Doğru yalıtım malzemeleri ve uygulamaları sayesinde, müşterilerimize hem enerji tasarrufu sağlayan hem de yıllarca sorunsuz kullanabilecekleri havuzlar sunabiliyoruz.” dedi.

Yazar: Super Admin

04/09/2024